|
Montsewrote:
.....`.♥•.,.(¯`•´¯)
.......(¯`•´¯)♥.•´ ........`•♥.,.•´ ...........♥. .............♥ ............♥. ............(¯`•´¯) .............`.♥•.,.(¯`•´¯) ................(¯`•´¯)♥.• .................`•♥.,.•´ ....(¯`•´¯) .....`.♥•.,.(¯`•´¯) .......(¯`•´¯)♥.•´ ........`•♥.,.•´ ...........♥. HELLO
4 days ago
|
|
|
memet ...wrote:
HAYIRLI SABAHLAR
MUTLULUKLARIN PEŞİNİZİ BIRAKMADIĞI, GÜZELLİKLERİN YOLUNUZU KESTİĞİ ESENLİK VE HUZUR DOLU BİR HAFTA DİLİYORUM... sensizlikle flört etmeyi sen değil sensizlik bilir sesi ses/sensizliği sensizlik bilir korkma, sana aşkı öğretmeyen kendinin ellerinden tuk! çok ağrımış kendinin, siyah ve ayaz kendinin hep avuttuğum düşler için bana bir gül ver... * bak, palandöken dağlarında karlar erimiş teknelerde kol kola bahar sulara inmiş dağlar için, sular için bana bir gül ver bir gül ver söküldüğüm günler için -ve önce kendinin ellerinden tut!- * kendimin ellerinden tutunca içimden nehirler gibi akmak geliyor yollara çıkmak, yolculuklara bakmak geliyor geberesiye içip salaş meyhanelerde buralardan böyle ceketsiz kaçmak geliyor tutunca kendimin ellerinden pusulasız gemilerde yatmak yaşlı ve şefkatli bir azizenin koynunda sabaha dek kıpırtısız susmak geliyor sevgilim, iyi insan, tutunca ellerimden ömrümün içinden akmak geliyor... * sessizlik sensizliği ezbere bilir sensizlik her şeyi bilir... korkma, sana aşkı öğretmeyen kendinin ellerinden tut! sonra bana aşkı öğretmeyen kendimin ellerinden; bak, yıllarım sırılsıklam yağmurlar giymiş günlerin avlusuna yeni yeni çocuklar inmiş dağlar için, sular için bana bir gül ver avuttuğum düşler kendine benim için bir gül ver sensizlikle flört etmeyi sen değil sensizlik bilir sesi ses/sensizliği sensizlik bilir korkma, sana aşkı öğretmeyen kendinin ellerinden tuk! çok ağrımış kendinin, siyah ve ayaz kendinin hep avuttuğum düşler için bana bir gül ver... * bak, palandöken dağlarında karlar erimiş teknelerde kol kola bahar sulara inmiş dağlar için, sular için bana bir gül ver bir gül ver söküldüğüm günler için -ve önce kendinin ellerinden tut!- * kendimin ellerinden tutunca içimden nehirler gibi akmak geliyor yollara çıkmak, yolculuklara bakmak geliyor geberesiye içip salaş meyhanelerde buralardan böyle ceketsiz kaçmak geliyor tutunca kendimin ellerinden pusulasız gemilerde yatmak yaşlı ve şefkatli bir azizenin koynunda sabaha dek kıpırtısız susmak geliyor sevgilim, iyi insan, tutunca ellerimden ömrümün içinden akmak geliyor... * sessizlik sensizliği ezbere bilir sensizlik her şeyi bilir... korkma, sana aşkı öğretmeyen kendinin ellerinden tut! sonra bana aşkı öğretmeyen kendimin ellerinden; bak, yıllarım sırılsıklam yağmurlar giymiş günlerin avlusuna yeni yeni çocuklar inmiş dağlar için, sular için bana bir gül ver avuttuğum düşler için bana bir gül ver bir gül pusulazıs gemiler, sökülmüş günler için... * ben bütün yeşillerimi inatçı ayazlara çaldırdım sen kendinin ellerinden tut ve kendine benim kendine benim için bir gül ver sensizlikle flört etmeyi sen değil sensizlik bilir sesi ses/sensizliği sensizlik bilir korkma, sana aşkı öğretmeyen kendinin ellerinden tuk! çok ağrımış kendinin, siyah ve ayaz kendinin hep avuttuğum düşler için bana bir gül ver... * bak, palandöken dağlarında karlar erimiş teknelerde kol kola bahar sulara inmiş dağlar için, sular için bana bir gül ver bir gül ver söküldüğüm günler için -ve önce kendinin ellerinden tut!- * kendimin ellerinden tutunca içimden nehirler gibi akmak geliyor yollara çıkmak, yolculuklara bakmak geliyor geberesiye içip salaş meyhanelerde buralardan böyle ceketsiz kaçmak geliyor tutunca kendimin ellerinden pusulasız gemilerde yatmak yaşlı ve şefkatli bir azizenin koynunda sabaha dek kıpırtısız susmak geliyor sevgilim, iyi insan, tutunca ellerimden ömrümün içinden akmak geliyor... * sessizlik sensizliği ezbere bilir sensizlik her şeyi bilir... korkma, sana aşkı öğretmeyen kendinin ellerinden tut! sonra bana aşkı öğretmeyen kendimin ellerinden; bak, yıllarım sırılsıklam yağmurlar giymiş günlerin avlusuna yeni yeni çocuklar inmiş dağlar için, sular için bana bir gül ver avuttuğum düşler için bana bir gül ver bir gül pusulazıs gemiler, sökülmüş günler için... * ben bütün yeşillerimi inatçı ayazlara çaldırdım sen kendinin ellerinden tut ve kendine benim için bir gül ver YILMAZ ODABAŞ ALLAHA EMANET OLUNUZ SELAM VE DUA İLE
Nov. 16
|
|
|
celal akcanwrote:
Konu: KİM SULTAN OLMAK İSTER? İbrahim Ethem k.s., Belh şehrinin hükümdarı idi. Her türlü imkâna sahip, her istediğini yer, her istediğini giyerdi, her emri yerine gelirdi. Sarayında günde 4000 koyun kesilirdi. Bir yola çıktığı zaman, kırk altın kalkanlı asker önünde, kırk altın kalkanlı asker de arkasından yürürdü. İşte o bütün bu ihtişamı terk etmiş ve Allah Tealâ’ya gönül vermiştir. Mübarek sözleri ve kerametleri dilden dile dolaşmış, muhabbeti hep gönüllerde yaşamıştır. Dünya sultanları unutulmuş, fakat o unutulmamıştır. Tacı tahtı bırakıp Allah yoluna girme hikâyesi şöyledir: Sarayında oturduğu bir gün gayet heybetli bir zat, bir deve yularını çekerek saray kapısından içeri girer. Kimse onu engelleyemez, kapıcılar ve diğer görevliler ne kadar uğraşırlarsa da dışarı çıkaramazlar. Sultan bu durum karşı sında yerinden kalkar ve adamın karşısına dikilir: - Ne istiyorsun? diye sorar. Adam:- Bu handa konaklamak istiyorum, der. İbrahim Ethem:- Burası han değil, benim sarayım, der. Adam:- Öyle mi? Peki bu saray senden önce kimindi? diye sorar.- Babamındı.- Ondan evvel kimindi?- Filan zatın.- Ondan evvel kimindi?- Filan oğlu filanın.- Bunlara ne oldu?- Öldüler. Bunun üzerine adam: - Ey İbrahim! Bu bir saray değil, han imiş. Onlar konmuş göçmüş. Sen de göç, ben konaklayayım! Biri gelmeden birinin gittiği yer saray olmaz, deyip geldiği gibi gider. İbrahim Ethem k.s., adamın peşine düşüp kim olduğunu sorar. “Ben Hızırım” cevabını alınca bunun bir işaret olduğunu anlar, kalbi yanmaya başlar. Bir ah edip tacı tahtı terk eder. Eşrefoğlu Rumî, Müzekkî’n-Nüfûs; Feridüddin Attar, Tezkiretü’l-Evliya Abdullah S. DEMİRTAŞ • 103. Sayı / HÂL DİLİ
HOŞCA KALIN RABBIME EMANET OLUN İNŞ..
Oct. 14
|
|
|
celal akcanwrote:
Ey Sevgili
Gelir misin rüyama bir kez göreyim cemalini Engelliyor günahlarım gül yüzünü görmeyi Arzum ahirette cennete seninle girmeyi Ne olur biraz gül bana Resul-ü Kibriya Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa Sensiz dünya zilletle boğuluyor Asr-ı saadet günleri hasretle çekiliyor Toplumun ahlakı gitgide çöküyor Ne olur biraz gül bana Habib-i Kibriya Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa Geceler karanlık, yokluğunda her saniye Ay doğmuş, güneş batmış ne çare bu çileme Tutamazsam elini sırat üzerinde Ne olur biraz gül bana Nebi-î Kibriya Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa Bir bilal olamadım ezanın için Çıkıpta sahraya, kavrulmadı ayağım elim Sen varken, sensiz olmak bilmem niçin Ne olur biraz gül bana Resul-ü Kibriya Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa Seni anar Ya Muhammed Kubbe-i Hadra Yoktu keder yoktu zulüm asr-ı saadet zamanında Kapılar aralanıyor karanlıklar ortasında Ne olur biraz gül bana Resul-ü Kibriya Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa Sel olur göz yaşlarım, ismini duyunca Tebessümün de ne hoştur ukbada Şefaatini eksik eyleme mahşer anında Ne olur biraz gül bana Resul-ü Kibriya Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa Alemlere rahmetsin nurun ile Kalplere düstursun ahlakın ile Salat-u selamlar sanadır Ya muhammed Ne olur biraz gül bana resul-ü Kibriya Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa(S.A.V) hoşca kalın rabbıme emanetsınız..
Sept. 28
|
|
|
fatih .wrote:
Mevlâna Celâleddin-î Rûmî
Bugün AHMED benim, Ama dünkü Ahmed değil.! Bugün Anka benim, Ama yemle beslenen kuşcağız değil. “Enel hak” kadehiyle bir yudum içen, sızdı tanrılık şarabından; Şişelerle, küplerle içtim ben, yine sızmadım. Ben sultanların aradığı sultan, Ben hacetler kıblesiyim. Gönlün kıblesiyim ben. Ben Cuma mescidi değilim; İnsanlık mescidiyim ben. Ben saf aynayım, sırrım dökülmemiş, paslanmamışım. Ben kin dolu bir gönül değilim, Tur-i Sina’nın gönlüyüm ben. Üzüm sarhoşluğu değil benim sarhoşluğum, Benim sarhoşluğumun sonu yok. Tarhana çorbası içmem ben, Can yemeği yerim; içerim can şerbeti. İşte sararttı seni bir gümüş bedenlinin özlemi, altın haline geldin artık. Sen altına âşıksın, altın benim rengime âşık. Gönlü saf sufiyim ben, Benim tekkem alem; medresem dünya benim. Değilim abalı sufilerden. İster yakarış eri ol sen, meyhane eri istersen; Bundan sanki ne çıkar? Yok Cumartesi imiş, yok Cuma imiş, bence ne farkı var? Gerçeğin tadını alan er, Ne altına aldırış eder, Ne kalender tacına bakar. Ne tasası vardır, ne kini. Ey Tebrizli hak Şemsi, Yüzünü göstermeseydin sen, yoksul çaresiz kalırdı kulun, Ne gönlü olurdu, ne dini...
Aug. 29
|
|
This person's network is empty (or maybe they're keeping it private).
|